14 Ocak 2009

Acımasız geceler

Göz kapaklarım kapanmayı unuttu
Sanki kirpiklerimden yapıştırılmış gibiler
Sürekli soruyorum kendime
Neden bu kadar uykusuz geceler ?

Yirmi dört saate sığarmı hiç bunca keder
Nereye koşsam yine o acımasız geceler
Güneşi tepemde hissetsem bile
Neden bu kadar karanlık günler ?

Bir dönüm noktası arıyorum
Bunlar çok bilinmeyenli denklemler
Yatağım hep bu kadar rahat olmuşken
Neden şimdi örtüler diken gibiler ?

O güzelim çiçekler bile solmuş
Sanki bir şeylere hapsolmuş gibiler
Etraf bu kadar suya doymuşken
Neden ölür ki bu güller ?

Ben bu satırları yazarken
Aklımda binbir türlü tilkiler
Dışarısı kapkaranlık ve soğuk
Neden bu kadar acımasız bu geceler ?

4 Ocak 2009

Avutma Kendini

kalbine kanıpta avutma kendini, hislerin zamanla değişir
değişmeyenini buldum sanıp kandırma kendini, değişmeyen de zamanı gelince değişir
gözlerine bakıpta teslim olma, anlarsa o gozler de silinir
ne kadar yazarsan yaz boşalmaz için, boşuna dil dökme, sende gönlünü eğlendir

Kardan Adam

yılbaşı gecesi kar küçük bi köye yağmış, köyün çocukları büyük bi sevinçle koşmuşlar dışarı ertesi gün. kardan adam yapmaya karar vermiş erkekler, kızlar ise dişisinden (: gülen bi kardam adam yapmış erkekler, kızlar ise mahçup, şirin bi kardan kız.. erkeğin gözlerine siyah zeytin takmışlar, kızın gözlerine çağla.. erkeğin saçları siyah poşet kesiklerinden, kızın saçları kınalı koyun yününden.. erkeğin dudakları kalın yapraklardan, kızınkiler incecik narin yapraklardan, erkeğin eline giydirmişler parmakları kesik bi eldiven, çiftini takmışlar kıza üşümesin diye ikisi birden.. hava kararıp çocuklar girince içeri, bizimkiler canlanmış.. bakışmışlar ve gülümsemişler saatlerce.. erkek çıkarmış elindeki tek eldiveni, kızın diğer eline de takmış.. elleri çok narinmiş, üşüyomuş, kardan değil sanki pamuktanmış elleri.. sabah olana kadar ateş bacayı sarmış tabi, kız yatmış erkeğin omzuna uyumuş sabaha kadar huzurlu rüyalarla.. erkek bütün gece uyuyamamış, kabuslar görmüş, korkmuş.. sanki olacakları hissetmiş gibi.. ya kendi korkusundan çekti bütün kötülükleri yada yapabileceği hiç bi şey yoktu zaten doğduğundan beri..
ertesi gün köy ziyareti sona ermiş, kızlar aileleriyle gitmişler kendi köylerine.. kardan kızımızı da götürmüşler yanlarında.. kızlarda büyük bi sevinç varken, kardan adamlarımız da soğuk bi ayrılık rüzgarı yaşanmış.. gözlerinden yaş gelmiş kardan adamın.. kız ise çaresizmiş, son kez bakmış tatlı tatlı sevdigine, beni kaçır buralardan, al götür der gibi.. cesaret edememiş hareket etmeye kardan adam.. kendinde o gücü bulamamış.. seviyosa beni bekler demiş, bi zaman gelir beraber oluruz demiş.. avutmuş kendini.. o kdr inanmış ki buna, rüyalarda hayallerde yaşar olmuş.. aksini hiç düşünmemiş, o kdr çok güvenmiş ki ona.. başka bi ihtimal bile verememiş..
bir sonraki yılbaşı haber gelmiş, kardan kızımız bizimkini çoktaaan unutmuş.. diğer köydeki kardan adamlar ve kızlarla eğlenceye muhabbete dalmış.. belki o da kendini kandırmış belki de hiç sevmemiş.. hayat onun için kısa süreli gülümsemelerden ibaretmiş..
bunu duyan kardan adam, titreyerek koşmuş sevdiğine.. onu kaybetmenin korkusuyla yüzleşmeye hiç mi hiç hazır değilmiş.. soğuk terler dökmüş yollarda, bi sürü engele kafa tutmuş.. ona kardan adam derlermiş ama yüreği sımsıcakmış..
sonunda ulaşmış sevdiğine, yeşil gözleri kararmış sanki, değişmiş sevdiği kız.. bi başka gülüyormuş artık, anlık kahkahalara alışmış.. çaresizmiş belki de, bekleyememiş.. çoktan silmiş, unutmuş.. uzun süre bakışmışlar yine, bizim kardan adam yalvarır gözlerle, kız ise kendinden emin sözlerle.. anlamış kardan adam sonunda artık sevilmediğini.. kıza sitemler etmiş, ben sana inanmıştım, sana güvenmiştim.. daha sonra çekmiş gitmiş, bir kervana karışmış.. arkasından koşmuş kız, bi anda olsa eski sevgisini tekrar hissetmiş, belki de ona acımış bu yüzden koşmuş gitmiş.. çünkü bu hiç uzun sürmemiş, 2-3 adım koştuktan sonra vazgeçmiş yine sevdasından, dönmüş anlık kahkahalarına.. kardan adam kervana yetişemeden kalbinin acısına dayanamadan ölmüş gitmiş.. buz tutmuş o sıcacık kalbi, bu acıya dayanamamış.. kalbini söküp atmış yaramaz çocuklar, paramparça olmuş.. 2 parçaya bölmüş bedenini kıymet bilmez insanlar, hayatın gerçeklerinin tadına varmış.. arkasından iş çevirmiş 2 yüzlü insanlar, sevdiğini kandırmışlar, onu yalnız bırakmaması gerektiğini anlamış..
gözyaşlarıyla yükselirken ruhu son sözleri yine de bunlar olmuş
" ah be sevdiceğim, çok sevmiştim ben seni, inanmıştım.. sen de beni gerçekten sevseydin sonsuza kadar benimle kalırdın.. gidişini anlayabilirim, ama yaşadıklarımı asla.. hep böyle bir sevgi hayal etmiştim, boşver unut gitsin, bir yağışla oluştu kalbim, zamanım geldiyse eğer bu dünyadan buharlaşır öyle giderim "

hepinize iyi yıllar (: sevgi dolu yıllar..

küçük sevgilim (:

Mor ve Ötesi - Küçük Sevgilim şarkısı dinlenirken, dalmış gözlerinden dökülür sözcükler
kişisel algılamayın, bunlar hep aynı, ortak hikayeler
herkesin kendinden bi parça bulması dileklerimle...

H : benim küçük sevgilim.. sanki masalmış gibi
o tatlı sesini bile duyamıorm, kalbim buz gibi
KS : o artıkk buz kalpli ne yaptysamm erimedii o sımsıcakk yüreği nerede şimdii
H : eritmek için naptın ki ? sımsıcak yüreğini karlara sen düşürmedin mi ?
KS : gücüm kalmadı ki daha fazla taşımaya, küçük bedenim daha nasıl dayanabilirdi ki ?
H : peki ya o küçük bedenine sıkışmış kocaman, sımsıcak kalbine ne demeli ?
KS : ellerim üşüyo, kucağım bomboş gibi, yüreğimin sicakliği ne kadar fark eder ki ?
H : artık kalbini ısıtan başka bi şeyler var gibi sanki ?
KS : nolur gelme üstüme, söylemeye dilim varmıyor ki
H : sus zaten konuşma, gözlerinden anlayabilirim herşeyi..
KS : böyle olsun istemezdim, daha fazla üzme kendini
H : bu kadar yeter (: görebiliyorum ben artık gerçeği, neden bu kadar çabuk pes ettiğini
KS : konuşma böyle ben senin için bi çok şeyi feda etmedim mi ?
H : nasıl inanabilirim ki artık, bunların hepsi geçiciydi, kendinle mücadelendi
KS : gidiyorum artık ben, bu ask iyi bi şekilde bitmeli
H : yolun açık olsun, bu aşk bende çoktan bitti gitti...

ps : H = Herkimse (: KS : Küçük Sevgili